İçeriğe geç

Etiket: haluk şahin

Pandemi sona ererken…

Pandeminin başlangıcında Güzel Mavrella’da sorduğum sorulara cevap alma zamanı. Geçmişe dönüş mi? Yoksa dijital kopya yeterli mi? Nihayet o hiç gelmeyecek sandığımız günlere geldik. Koronavirüs 19 pandemisi sona eriyor. İki buçuk yıldır katlandığımız sınırlamalar bir bir kalkıyor. Büyük pandemilerin “çağ” bitiren ya da başlatan olaylar olduğunu tarihten biliyoruz. Bu kez…

1 Yorum

Kendi yazdığım romanı dört yıl sonra bir yabancı gibi okudum. Aklımdan neler geçti? Dijital Çağ’da romana yer var mı?

Geçen akşam AFS Kitap Kulübü’ndeki arkadaşlarla zoom üzerinden bir sohbet yaptık. Konu “Ada” adlı romanımdı. Söz dönüp dolaşıp Dijital Çağ’da roman türünün geleceğinin olup olmadığına geldi. “Romanın dizilere senaryo sağlamaktan başka bir işlevi kaldı mı?” sorusu sık sık sorulmakta… “Ada” benim ikinci romanım. Birincisi, “Babıali’de Cinayet”, Türkiye’de gazeteciliğin çürüyüşünü anlatıyordu.…

2 Yorum

Superhomocommunicatus ve dijital çağ

-Ders notları 1- İletişim teknolojisi tarihinin çok da karmaşık olmayan bir ilerleme çizgisi vardır. Daha en baştan nereye gitmek isteyeceği kestirilebilirdi. Hedef, olanaksız görünse de belliydi: tam Homo Communicatus! Super Homo Communicatus! İnsan tehlikelerle dolu dünyada baştan beri bir “Homo Communicatus”, yani enformasyon işleyen ve paylaşan bir canlı olmak zorundaydı.…

Yorum Bırak

Acıklı bir hikaye: Kütüphane ne oldu?

Tek tük de olsa soranlar oluyor: “Kütüphane ne oldu?” “Olmadı!” diyorum ama ayrıntılara girmiyorum. Sordukları kütüphane, benim getirdiğim kitaplarla Bozcaada’da kurulacağı sanılan kütüphane. Hikayesini kısaca özetleyeyim: Zamanımızın çoğunu adada geçirmeye ve İstanbul’daki evimizi kapatmaya karar verdiğimizde karşımıza çıkan en büyük sorun kitaplardı. Üç beş yüz değil, binlerce kitap. Atsan atılmaz,…

3 Yorum

Klasiklerinizi nasıl alırsınız?

Kitapçılar klasiklerin yeni çevirileriyle dolu. Peki, çeviriler nasıl? Hangisi iyi çeviri? Nasıl bileceksiniz? Kötü bir çeviri sizi hayatınız boyunca Dostoyevski’den nefret ettirebilir. Öyleyse? Kitapçı rafları ve internet kitap siteleri eski ve modern klasik edebi eserlerin çevirileriyle dolu. Bazı klasiklerin üç beş yeni çevirisi birden yayınlanıyor. Piyasada Dostoyevski’nin Suç ve Ceza’sının…

3 Yorum

Benim oğlum ekran okur, döner döner gene okur

-English abstract at the end- Kızım da öyle. Bu hesapla artık herkes okuryazar. Öyleyse bir zamanlar aydınlarımızın en büyük sorun saydığı cehaleti yenmiş sayılır mıyız? Yoksa 21. yüzyılda yeni bir ‘cahil’ tanımına mı ihtiyacımız var? Evet, halkımız hiçbir dönemde bugünkü kadar çok okumamıştı. Kadın erkek, çoluk çocuk, genç yaşlı yollarda,…

2 Yorum

Dijital kuvvetler ilerliyor

Kentin başta Beyaz Türk mahalleleri olmak üzere hemen her yerinde motorize birlikler halka eşya, giyecek, yemek, köpek maması, su, domates, biber ve sarımsak ezici getiriyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan geçenlerde ‘dijital seferberlik’ ilan ettiğini açıklamıştı. Normal olarak seferberlikler savaştan önce ilan edilir. Bu savaş yıllardır sürüyor ve kimin kazanacağı çoktan…

Yorum Bırak

Türkiye bulmacası: Türkiye yine Batı’ya mı döndü?

Ukrayna’daki trajik savaştan sonra ‘Türkiye nerede?’ sorusu yine sık sık sorulmaya başlandı. Türkiye’nin AKP’den beri geri gittiği Doğu’dan yine NATO’ya ve Batı’ya döndüğü yorumları yapılıyor. Acaba? Bu türden yorumları iyi değerlendirebilmek için Türkiye’yi doğru çerçeveye koymak gerekiyor. Bu benim uzun yıllardır düşündüklerimi özetleyen bir çerçeve yazısı. Türkiye anlaşılması zor bir…

4 Yorum

Bu kış ada cezalı

İstanbul’u dünya kentleri arasında en özel yapan niteliklerden birisi bu “bi misli baha” kentin yazlığıyla kışlığıyla tek kent olmasıydı. 1950 ve hatta 60’larda kışın oturulan Şişli’deki apartmandan mayıs gelince Erenköy’deki köşke taşınanları hatırlarım. Ta Bostancı’ya kadar Kadıköy tarafı “yazlık”lar, plajlar ve açık sinemalarla doluydu. Adalara yazlığa gidenlere de rastlanırdı. Henüz…

Yorum Bırak