İçeriğe geç

“Haluk Şahin’in denemelerinde engin bir dinginlik var”

“Doğmak”, kendini aniden bir çevrede bulmaksa, yetişkinler için toplumsal yaşamdaki kimi büyük dönüşüm dönemleri de bir tür “kendini yeniden yeni bir çevrede bulmak” anlamına gelebilir. Şimdilerde tecrübe edilen de bu mu? Her şey süratli. Fikirler türüyor, kulaklarımıza ulaşıyor, hızla unutuluyor ve yeni karşılaşmalar için koşuşturmayı sürdürüyoruz. Hakikat tutkusu terk edileli epeyce oldu. Hepimiz ikna peşindeyiz; ya ikna ediyor ya da ediliyoruz… Sonunda duyduğumuz tatmin hiç de hakiki değil. Dijital olanaklar sesimizi, yazımızı ya da görüntümüzü uzaklara kolayca gönderiyor, uzaktakini de bize getiriyor; ama bu gelip gidende düşüncenin demlenmesine fırsat yok. Tüketirken tükenmek dedikleri bu olsa gerek! Modern insan her şeyden haberdar, ama hiçbir şey hakkında bilgili değil!

Haluk Şahin tam da bu manzaranın önünde dikilip bize şöyle diyor: “Yavaşla…!”. “Hiçbir şeye vaktin olmadığı için, yaşadığın hayat yaşamaya değer mi?” diye sormaya da vaktin yok. Oysa bu olanaksız vakti kazanmanın tek yolu bu soruyu sahiden düşünmek! Sorunun kaynağı Aristoteles. “Yaşamaya değer bir hayat nedir?” diye sorduğunda yaşadığı dönemin tüm avantajından yararlanarak soruşturuyor yanıtı. Yavaşlayarak! Haluk Şahin çağımız insanının bu avantajdan hepten yoksun olduğunun farkında. Ancak deneme türünün başarabileceği bir “lounge music” gibi yazmayı arzuluyor. “İyi Yaşam ve Mutluluk Denemeleri” böyle çıkıyor ortaya. “Etkin bir dinginlik” var denemelerinde. Ne giderek pek usandırıcı olmuş mutluluk reçetelerine, ne de gerçekleştireni görülmemiş olanaksız ermiş kıssalarına benziyor yazdıkları.

Aristoteles’i aramızda, şimdi de, tüm güçlüklerine karşın bugünde dolaştırıyor. Sahi, yaşamaya değer bir hayat ne anlama geliyor?

Prof. Dr. Çetin Balanuye
“Spinoza’nın Sevinci Nereden Geliyor?” kitabının yazarı

Paylaş:
Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.