İçeriğe geç

Meslek kamuoyu: Ertuğrul Özkök özür dilemeliydi!

Ertuğrul Özkök geçen hafta Hürriyet’teki yazılarından birinde adımı, Cengiz Çandar ve Mehmet Altan’la birlikte, yeniden muhalif tellerden çalmaya başlayan “Yetmez-Ama-Evet”çiler arasında geçirdi. Oysa ben, bırakın Yetmez-Ama-Evet’çi olmayı, o referanduma “Hayır” denmesi gerektiğini ısrarla savunduğum için Fethullah Hoca’nın prenslerinden Eyüp Can tarafından Radikal’deki 15 yıllık köşemden atılmıştım. O dönemde Eyüp Can’ın içinde bulunduğu ve patroniçesi Vuslat Hanım kesimiyle çok içli dışlı olan Ertuğrul’un bunu bilmemesi düşünülemezdi.

Meğer Haluk Şahin değil, Şahin Alpay demek istemişmiş! Dil sürçmesiymiş.

İnternet metninde ismi düzeltti. Ben telefon edip gazetede de düzeltmesi ve özür dilemesi gerektiğini söyledim. Ve bekledim.

Şöyle bir düzeltme yayınladı.

DÜZELTME

DÜNKÜ “Bu kadın ‘Yetmez ama evet’çileri fabrika ayarlarına geri döndürür mü?’ yazımda yanlışlıkla Haluk Şahin’in adını vermiştim. Doğrusu Alpay Şahin olacaktı. Benim bildiğim Haluk Şahin Hayır’cıydı…

Olaydan haberdar olan meslektaşlarım ve sosyal medya takipçilerim “Evet ama yetmez!” dediler. Meslek erbabına göre, özür şarttı.

NİÇİN YETMEZ?

Facebook’ta, bu olayın geçmişini blogda anlatacağımı duyurmuştum. İşte bilgiler:

AKP 2007 seçimlerinde büyük bir zafer kazanınca , laik-Cumhuriyet “parantez”ini 2023’e kadar dinci bir yapıya dönüştürmek isteyenler cesaretlendiler, üç temel engele karşı saldırılarını yoğunlaştırdılar. Üç temel engel, yani: Ordu, yargı ve medya! Halk onlara oy verdiğine göre, Bu kurumları da tam olarak ele geçirdikleri zaman önleri açık olacaktı.

Ergenekon birinci hedefe, 12 Eylül 2010 Yetmez-Ama-Evet referandumu ise ikinci hedefe yönelikti. Medya ise, siper siper düşürülmekteydi.

Eyüp Can’ın Radikal’in başına getirilmesi bu siper ataklarından biriydi. Can, daha fiilen dizginleri ele almadan gazetede “temizlik” yapmaya girişti. Dört köşe yazarını işten çıkardı: Türker Alkan, M.Ali Kışlalı, Hasan Celal Güzel ve ben. İlk bakışta dört benzemez gibi görünen bu listenin sırrı çabucak çözüldü. Sağcı Hasan Celal Güzel Doğan Grubunun daha çok satan bir başka gazetesinde yazmaya başladı. Yani o terfi ettirilmiş, ötekiler saf dışı bırakılmıştı.

Bunların ortak yanı ise belliydi. O sıralarda çok kızışan Anayasa referandumunda ‘Hayır’ denmesi gerektiğini savunmaları… Fethullahçılar, AKPliler ve liberaller çığlık çığlığa “Yetmez ama evet!” derken, biz “Sakın ha!” diyorduk.

Ne yazı ki, referandumu evetçiler kazandı ve yargının anahtarı altın tepsi içinde Fethullahçılara sunuldu! .Çok önemli bir mevzi ele geçirilmişti.

AYDIN DOĞAN: “BEN YAPMADIM!”

Ben kurulduğu günden beri, 15 yıldır, Radikal’de yazmaktaydım. Gazetenin adıyla özdeşleşmiş üç beş yazardan biriydim. Etik bir faulüm yoktu. Mütevazı bir ücret alıyordum. Fol yok yumurta yokken ne oluyordu?

Can’ın çıkartma kararından sonra, aralarında Oktay Ekşi, Altan Öymen, Uğur Dündar ve Hakkı Devrim’in de bulunduğu pek çok saygın meslektaş Aydın Doğan’a gidip konuşmuşlar ve öğrenmek istemişler. Aydın Doğan da “Benim kararım değil! Kızlarım öyle istedi!” demiş. Herhalde kızı Vuslat Sabancı’yı kastetmiş, çünkü Hürriyet Grubu onun sorumluluğu altındaydı! Eyüp Can’a ve eşi Elif Şafak’a yakın olan oydu.

Sonuçta, özellikle laiklik konusundaki yazıları çok beğenilen değerli bir köşe yazarı, Türker Alkan susturuldu. Bir daha yazamadan öldü. Emektar Kışlalı yarı emekliliğe geçti. Ben gazetecilik hayatımı Babıali dışından sürdürmeye çalıştım. O günlerle ilgili bir de kitap yazdım: “Can Çekişen Bir Meslek Üzerine Son Notlar.” Tarihe kaynaklık yapacaktır.

Derken iki yıl kadar sonra, o günlere kadar birlikte hareket eden AKP ile Fethullahçıların arasına kara kedi girdi. “Paralel” yapı sona erdi. İki atla olmuyordu, birinin gitmesi gerekiyordu! 15 Temmuz kimin gideceğini belirledi!

Doğan Grubu satıldı, Hürriyet gazetesi iktidarın eline geçti. Değişmeyen tek şey Ertuğrul Özkök! Ertuğrul yeni şeyler öğreniyor ama temel değerleri bir türlü öğrenemiyor. Özür dilemek bunlardan yalnızca biri!

Paylaş:

3 Yorum

  1. Nuran Nuran

    Ertugrul Ozkok’un saygisizligi ve terbiyesizligi beni maalesef sasirtmadi, senin adina uzgunum.
    Ayrica yaptigin aciklama icin ellerine saglik, tesekkurler. Sonucta sen bir akademisyensin bu da senin gorevin.

  2. Hazel Hazel

    Yazılan yazılar genellikle birkaç kez okunur. En azından ciddiyet bunu gerektirir ama nasıl bir acele ile yazılmışsa üzerinden bile geçilmemiş. Sizin döneme dair hatırlatmalarınız da ayrıca çok değerli Hocam. Saygılarımla.

  3. Ömer K. Ömer K.

    Adı “omurgasız” sıfatı ile birlikte anılan Ertuğrul Özkök, bu terbiyesizliğiyle gene yanıltmadı.

    Tarihe not düşelim, yolumuza devam edelim.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.