İçeriğe geç

Mai ve Siyah: Bir iletişim duayeninin acıları

    -English abstract at the end-

    Önce “duayen” den başlayalım. Bunu şişinecek yüksek bir paye ya da dinozor gibi bir mizah sözcüğü olarak kullanmıyorum. “Duayen” bir dalda en eski meslek mensubu anlamına geliyor. En başarılı, en büyük, en yaşlı değil. Kitle iletişimi üzerine ilk doktorayı yapmış Türk benim. (Ph. D. Mass Communications, Indiana University, 1974). İletişimle ilgili alanlarda sosyoloji, siyasal bilimler ya da tarih doktorası yapmış olanlar olabilir, onlar sosyolog, siyasal bilimci, ya da tarihçi sayılırlar.

    İkinci olarak, Mai ve Siyah… Halit Ziya Uşaklıgil’in 1897’de yayınlanan bu romanı genç bir gazetecinin mavi hayallerinin acı gerçekler karşısında nasıl karardığını anlatır. Ben de bir iletişim kuramcısı ve uygulayıcısı olarak yeni bin yılın başındaki mavi hayallerimle günümüzdeki kara gerçekleri kısaca anacağım.

    Üçüncü olarak, “acıları’ sözcüğü Goethe’nin genç Werther’ini hatırlattığı için fazla dramatik bulunabilir. Ama yerinde, geriye baktığımda gerçekten içim acıyor.

    ESKİ ACILAR

    Bu acılardan birincisi TRT. Türkiye Radyo Televizyon Kurumu’nun siyasal otoriteden özerk ve bağımsız, çağdaş bir yayıncılık kurumu olması için ne emekler verildi, ne sıkıntılar yaşandı, ne bedeller ödendi. Ben de doktora tezimi TRT’nin özerkliği üzerine yazdım, onlarca makale yayınladım, konuşma yaptım, TRT’de çalıştım. TRT’nin bugün düştüğü durumlara bakın. TRT artık asıl görevinin tam tersini yapan bir anti- iletişim kurumudur, halkın gözünde üç paralık değeri yoktur. Elektrik faturalarından TRT payı kaldırılacak diye protesto eden, “sakın ha, yayın kalitesi düşer, biz TRT’nin yanındayız” diyen tek kişi çıktı mı? Oysa bir zamanlar TRT deyince akan sular dururdu. Çok acı!

    İkinci acı, Radyo Televizyon Yüksek Kurulu , RTÜK’le ilgili. Bu düzenleyici kurula ilişkin yasa hazırlanırken pek çok kez fikrim soruldu, üç iletişim kurumu adına rapor yazdım, toplantılara katıldım, Kurum’un siyasal otoritenin çömezi olmamasının önemini vurguladım. RTÜK bugün bir falakahanedir, iktidarın beğenmediklerini cezayla susturmaya çalışan ikinci bir anti-iletişim kurumudur. Çok, çok acı!

    Üçüncü acı, Babıali’nin ya da yazılı basının çöküşüdür. Yükselişi 1948’de Hürriyet’in çıkışıyla başlayan ve güç kazanan kitlesel gazetecilik 21. Yüzyıl’ın ilk iki onyılında satılmış, yağmalanmış ve yıkılmıştır. Dijital iletişim teknolojisinin basılı gazeteleri zorlayacağını 1980li yıllarda öngörmüş, son kağıt-mürekkep gazetenin 2036 yılında çıkacağını iddia etmiştim; ama yıkılış beklediğimden hızlı oldu, zemin çürük çıktı, kimi medya erbabının bu ölçüde pespayeleşebileceğini düşünmemiştim.

    YENİ ACILAR

    Dördüncü acı, eski medyanın teknolojik nedenlerle sahneyi terketmesiyle oluşacak boşluğu internete dayanan daha demokratik bir ortama dolduracağı umuduydu. Başlangıçta bu umutlarımı besleyen şeyler oldu, ama iyi saatte olsunların bu yeni ortamı ele geçirmesiyle umutlar yıkılmaya başladı. İnsanları birbirine tanıtarak sevgi ve anlayış getirmesi beklenen sosyal medya bir teşhircilik, narsisizm ve nefret platformuna dönüştü. Çok acıdır: insanlar insanları yakından tanıdıkça daha az seviyordu!

    Beşinci acı, yıllardır süregiden bir düş kırıklığının sonucudur: Siyasal iktidarın merkez medyayı işgaliyle daha çok ihtiyaç duyulan özgür ve bağımsız televizyonun azgelişmişlik zincirlerini bir türlü kıramamasıdır.. Bence bunun temel nedeni “ muhalif” yaftasının kötü televizyonculuğun mazereti olarak kullanılmasıdır. Bu “muhalif” kanallarda televizyonculuk yerine eski moda görüntülü radyoculuk yapıldı yapılıyor. Konuşan suratlar, hiçbir yaratıcılığı olmayan görüntüler birbirini izliyor. Oysa önümüzde yepyeni kuşaklar, yeni olanaklar, dünyadan örnekler var. Evet, genç kuşaklar daha çok sosyal medyada ama sosyal medya eski medyanın uzantısı olarak da işe yarayabiliyor. Gençler tarafından gençler için yapılmış yarışma, seyahat, kısa film gösterimi, belgesel, müzik programları vb olsa, bu kanallar marjinallikten çoktan kurtulmuş olurlardı.. Ama hayır, ille orta yaşlılar ve yaşlılar için görüntülü radyo! Oysa görüntülü radyo 1970’lerde kaldı, izleyicileri de.

    İletişim duayeninin 2022 başındaki acıları böyle, ben yanmayayım da kim yansın?

    THE SORROWS OF A MASS COMMUNICATIONS SCHOLAR

    The first one is the predicament of the TRT – the Turkish Radio Television Corporation. We strived for so many years, endured so many hardships to ensure the autonomy and the impartiality of the Corporation. It is in shatters now, neither autonomous nor impartial, a handmaiden of the government. Then comes RTUK, the broadcasting regulatory agency which was supposed to oversee the broadcasting scene. It does, as a henchman for the government. Then comes the fall of the Turkish printed press, the Babıali. It was largely taken over by the pro-government. capital. Two new sorrows: The internet media did not live up to our democratic expectations. Finally, the so called “opposition” TV channels failed to blossom because they chose to use their television broadcasts not as real television, but as radios with pictures. On the whole, a bleak picture.

    Paylaş:

5 Yorum

  1. Ziya KÖSEOĞLU Ziya KÖSEOĞLU

    Müthiş bir tespit kaleminize sağlık ağabeyciğim.

  2. Bülent Püsküllü Bülent Püsküllü

    Görüntülü radyoculuk aynen doğru…iktidarlar önce iletişimi basını ve TRT yi ele geçirmeyi öğrendiler.sonrasi görüntülü radyoculuk… halk tv de her gece aynı insanlar aynı dekor aynı konular….TRT yi ise hiç seyretmiyorum…..bu arada hemen hemen tv seyretmedigimi soyleyebilirim…..saygılar sevgiler haluk baba….

  3. Fügen Taşkın Fügen Taşkın

    Durum tesbiti ve öngörüleriniz mükemmel..
    Bir okuyucu olarak size yürekten teşekkür ediyorum

  4. İlhan Ersen İlhan Ersen

    Sevgili Haluk, Görüşlerine, izlenimlerine bütünüyle katılıyorum. Artık yerli TV izleyemez duruma geldim (Bunda siyasetteki düzey düşüklüğünün de etkisi olmalı)! Bu arada “tek” haftalık gazeteyi nasıl buluyorsun? (Ben beğeniyorum.) Sevgiler, selamlar.

  5. Sabri Borutecene Sabri Borutecene

    Sevgili Hocam zaten acıyan içimizi iyice acıttınız.

İlhan Ersen için bir cevap yazın Cevabı iptal et

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.