İçeriğe geç

Tarihin karartıldığı anları hatırlayalım

Stefan Zweig, Yıldızın Parladığı Anlar adlı kitabında tarihte kalmış ama unutulmaması gereken anları anlatır. Tüm insanlığa umut vermesi gereken anlardır bunlar.

Öte yandan, zamanın çöplüğünde, aranıp bulunması, sergilenmesi, düzenli olarak hatırlanması gereken başka türden anlar da vardır: Yıldızın karartıldığı anlar.

Onları da hatırlayalım ki açık gözler bize aynı palyaço elbisesini bir daha bir daha giydiremesinler.

İSPAT HAKKI

İşte öyle anlardan birisi: İspat hakkının yasaklanması ve yazdıkları doğru olduğu halde bunu ispatlamasına izin verilmeyen yüzlerce gazetecinin tutuklanıp hapislere atılması!

Özellikle genç okurlarımın bu cümleyi anlamakta zorluk çekeceğini tahmin edebiliyorum: Haklılar, anlaması çok zor bir şeyden söz ediyorum.

Anlatmaya çalışayım: 1950’lerin ortalarında Adnan Menderes ve arkadaşları hakareti önleme kisvesi altında “Doğruları söylemek ve yazmak yasaktır!” şeklinde özetlenebilecek yasal düzenlemeler yapmışlardı.

Evet evet, dalga geçmiyorum, böyle bir şey olmuştu ve bunu en çok isteyen, son yıllarda tarihe “demokrat” olarak pazarlanmaya çalışan Menderes’ten başkası değildi!

1954 seçimlerinde oyların yüzde 63’ünü alan Demokrat Parti lideri artık “ince demokrasi”ye gerek kalmadığı, tramvaydan inme vaktinin geldiği sonucuna varmıştı. Artık eleştiriye, daha doğrusu demokrasiye katlanması gerekmiyordu.

Gazeteciler, çıkarttığı yeni bir yasa uyarınca, bakanlar ve bazı bürokratların kanuna aykırı eylemlerini yazamayacaklardı. Yazarlarsa savcılık doğrudan harekete geçecek onları içeri atacaktı. “Durun, elimde delil var, ispatlayabilirim” denmesi bir işe yaramayacaktı.

Çünkü ispat hakkı fiilen yasaklanmıştı.

Gazeteci hapiste çürürken, asıl koğuşturulması gereken bakan çalmaya devam edecekti!

TARİHİN KARARDIĞI AN

Evet, bırakın ahlak ve hukuku, fizik yasalarına bile ters düşen böyle bir hüküm Meclis’teki DP’li milletvekillerinin ezici çoğunluğuyla kabul edilmişti. Çünkü “beyefendi” öyle istiyordu.

Bence bu siyasi hayatımızda “yıldızın karardığı anlar”dan yalnızca biridir. Keşke bir Stefan Zwieg’ımız çıksa da bunları tek tek anlatan bir kitap yazsa derim.

Türkiye’de siyaset-dünyası ile basın arasındaki ilişkiler hep sorunlu olmuştur. Gazetecilerden bazıları da, şüphesiz, sütten çıkmış ak kaşık değildir ama bunun asıl sorumlusu politikacılardır. Çünkü büyük çoğunluğunun demokrasi eğitimi ve terbiyesi eksiktir. Felsefe bilmedikleri ve aydınlanma kültüründen ışık almadıkları için, basın özgürlüğünün “bizatihi” yani kendi başına iyi bir şey olduğuna hiçbir zaman inanmamışlardır.

Bu gibilerin muhalefetteyken söylediklerine bakmayın; aslında onların gözünde bu ilişki “enstrümental” ve “konjonktürel”dir. Yani onlar “işine yaradığı sürece ayıya dayı demek”ten yanadırlar.

Dönüyorum tarihin karartıldığı o utanç verici ana, yani ispat hakkının kanunla yasaklanmasına. Demokrat Parti’nin sayıları 400’ü aşan Meclis grubundan önce 10, sonra da 19 kişi, en temel adli yargılanma hakkı olan ispat hakkından yana çıktılar. Siyasi geleceklerini hatta güvenliklerini tehlikeye attılar. Çeşitli hakaretlere uğradılar.

Bu dürüst ve erdemli davranışlarıyla parlamentonun onurunu kurtardılar.

Geri kalanları ise, bu akıl almaz kanunu ısrarla destekleyerek demokrasi konusunda ahlaki iflaslarını tarih önünde ispat ettiler.

ONUR LİSTESİ

İşte 1955’te yıldızın karartılmasına karşı çıkanların onur listesi:

Ekrem Alican, Fevzi Lütfü Karaosmanoğlu, Ekren Hayri Üstündağ, Turan Güneş, Fethi Çelikbaş, İbrahim Öktem, Ali Enver Güreli, Mustafa Ekinci, Ziyad Ebüzziya, Kasım Küfrevi, Seyfi Kurtbek, İsmail Hakkı Akyüz, Mehmet Muhlis Efe, Raif Aybar, Ragıp Karaosmanoğlu, Muzaffer Timur, Behçet Kayaalp, Şeref Kamilmengü, Sedaeedin Karanakçı.

Biz hatırlarız, hatırlatırız. Torunları ve torun çocukları övünebilir!

Paylaş:

2 Yorum

  1. Atilla Özsever Atilla Özsever

    Haluk hocayı kutluyorum. Daha önce tarihte yaşananlar, günümüze de ışık tutuyor

  2. Fügen Taşkın Fügen Taşkın

    Bilgiye dayalı, dolu dolu bir saptama..
    Teşekkürler..

    Bilgiye açlığımız var ise;
    bu açlığımızı giderecek birikimde değerli yazarlarımız/ gazetecilerimiz de vardır..

    Onlar her zaman gururumuzdur.. öyle de kalacaklardır..👏👏

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.