İçeriğe geç

Haluk Şahin Yazılar

Küresel kandırmaca

“İnsançeker” televizyon ve “göçmensavar” internetten sonra sıra “sorunsaklar” sanal gerçeklikte. “Küresel köy” (global village) terimini ilk olarak kullanan Kanadalı iletişim düşünürü Marshall McLuhan’dı. Ona göre, başta uzaydaki iletişim uyduları olmak üzere, yeni iletişim teknolojileri dünyayı küçültüyor, adeta köye dönüştürüyordu. Köy kahvesinde, televizyonun “beyaz ateş”ine bakarak yerkürenin herhangi bir yerindeki maçlara,…

1 Yorum

Sosyal medya çöküyor mu?

Musk’eli süvari Elon, Twitter’ı hallaç pamuğu gibi dağıtıyor. Sosyal medyanın suyu ısındı mı? Gazeteler gibi onun da sonuna mı geldik? Sosyal medyasız hayat nasıl olur? Alametler belirdi: Facebook’ta, Google’da, Twitter’da on binlerce insan işten çıkartılıyor, reklamlar iptal ediliyor, milyonlarca kullanıcı bağlantısını kesiyor… Şom ağızlılara “Durun yahu, daha dün bir bugün…

3 Yorum

İranlı kadınlar ve özgürlük denklemi

“Eden bulur, çalışan kazanır, isteyen gelişir.” Benim toplumsal mutluluk endeksim bu üç denklemden oluşur. Farklı dönemleri ve ülkeleri değerlendirirken öncelikle onlara bakarım. “Eden bulur” adalet denklemidir. Suçluların cezalandırılmadığı ve suçsuzların cezalandırıldığı toplum bir iğneli fıçıdır. “Çalışan kazanır” hakkaniyet denklemidir. Çalışanların az, çalışmayan bazılarının ise çok kazandığı bir ekonomik düzen kötülük…

1 Yorum

İletişim fakültelerini kapatalım

Başlığa bakıp telaşa gerek yok. Çünkü bu yazının ikinci cümlesi şöyle: “Ya da diğer tüm bölümleri bir çeşit iletişim fakültesi yapalım.” Dr. Kubilay Çelik’in “Medya ve İletişim” adlı Türkiye medya dünyasını ve iletişim eğitimini kuşbakışı ele alan görüşmeler kitabını okurken geçmişi ve geleceği düşündüm ve bu düşüncem netleşti. Bence “gazetecilik”…

2 Yorum

Kitapsız olmaz, ama kitap nasıl olur?

“Devriniz başlıyor ey hatıralar…” deyip, iki yıllık çalışmadan sonra anılarımızın ilk bölümünü alıp, yayınevinin yolunu tuttuk. Onun bir an önce okurların eline geçmesini istiyoruz. Yükselen maliyetler yüzünden yayınevlerinin kitap basmakta zorlandığını biliyoruz. Tezgahlarında sırada bekleyen kitaplar var. Ama, yenilerini basmaya cesaret ve güçleri yok. Nasıl olsun? Nobel’li Orhan Pamuk’un son…

3 Yorum

2084’e gittim geldim: Robot bürokrasilerinin kırtasiyeciliği devlet dairelerindekinden çok daha kötü olabilir. Mücadele şart!

2084’e gittim geldim! Şunu gördüm ki, “2084” George Orwell’in “1984”ünü solda sıfır bırakabilir. 1984’te makineler de vardı ama esas olarak insanlarla boğuşuyordunuz. 2084’ta ise bilgisayarlar ve robotlarla cebelleşmek zorundasınız! Acımasız, duygusuz, hiç ağlamamış, aptal robotlarla! Basit bir onarım için teknisyen yardımı isterken karşıma robotların değil gerçek insanların çıkması için yalvardım.…

1 Yorum

Dezenformasyon Yasası

Yasa tamam ama asıl tasa onu yapan ve uygulayacak kurumlar hakkında: Kabataş dezenformasyonu bugün yaşansa bu yasa uygulanır mıydı? “Bilgi sahibi bir halk” işleyen demokrasinin vazgeçilmezlerinden biridir. Madem ki demokrasi halkın kendi kendisini yönetmesidir, o halde halk olup bitenler hakkında sürekli ve sağlıklı bilgi sahibi olmalıdır ki verdiği kararlar doğru…

2 Yorum

Türkler sirtaki oynarsa kıyamet mi kopar? Bizi ayırdığını sandığımız şeylerin aslında bizi birleştiren şeyler olduğunu ne zaman anlayacağız?

Geçen hafta adada sirtaki dansı etkinlikleri vardı. İstanbul’dan, Çanakkale’den, Bodrum’dan, Ayvalık’tan, İzmir’den ve Bozcaada’da sirtaki grupları buzukili müzik eşliğinde becerilerini sergilediler, beğenildiler, alkışlandılar… Ve eminim, bir yerlerde birileri burun kıvırdılar ve “Bu kadar Yunan hayranlığı da fazla artık,” türünden şeyler söylediler. Kimilerine göre “bizim” değildi bu dans; sirtaki oynamak Yunan…

3 Yorum

Çağdaş insana ne oldu? Elindeki telefonla her şeyi görebiliyor, her şeyi duyabiliyor, her şeyi okuyabiliyor ama…

Evet, dünyanın dört bir yanından gelen haberler elinde akıllı telefonlarla dolaşan çağdaş insanın, yani Homo Super Communicatus’un, anlama özürlü olduğunu gösteriyor. Şöyle bir orantıdan söz edebiliriz: Elindeki telefon akıllandıkça o akılsızlaşıyor. Şöyle de diyebiliriz: Kendisine ulaşan ya da “maruz kaldığı” veri ve enformasyon dalgaları büyüdükçe, sersemliği, ahmaklığı, şapşallığı, hödüklüğü, aptallığı,…

6 Yorum

Ateşi çalan Prometheus’a tanrılar çok ağır bir ceza vermişlerdi. Ya Kozmik Kutu’nun anahtarını çalanlar?

Prometheus mitolojinin en trajik kahramanlarından biridir. Ateşi çalıp insanlara vererek tanrılara meydan okumuştur. Ateş, bilginin, sanatın, uygarlığın ve teknolojinin çekirdeğidir. Tanrılar onun bu suçunu çok ağır bir şekilde cezalandırırlar. Onu bir dağın tepesinde kayaya bağlarlar, kartallar her gün gelip onun karaciğerini yerler… Karaciğer her gece yeniden büyür, acılar sürüp gider.…

3 Yorum