İçeriğe geç

2022: Gelmekte olan üzerine iyimser düşünceler

-English abstract below-

Evet iyimser! Ekonomik bunalımın kasıp kavurduğu, pandeminin fazla mesai yaptığı, ünlü falcıların kan, keder ve gözyaşı vadettiği şu zamanda iyimser!

Yo, hayatım boyunca hiçbir zaman herkesin dediğinin tam tersini söyleyerek dikkat çekmeye çalışan yazarlardan olmadım. Gene niyetim öyle bir şey değil. Ben öteden beri, zihnin kötümserliğine karşı kalbin iyimserliğini savunanlardanım!

İşte birkaç gün sonra gireceğimiz 2022 ile ilgili iyimser, kalbi düşüncelerim:

1. COVİD SAHNEYİ TERKEDECEK: Daha önceki virüs salgınlarına bakılacak olursa, Covid 19, nezle gibi sıradan bir hastalığa dönüşmeden önceki son danslarını yapıyor. En yeni varyantı Omicron’un hızlı bulaşıp genellikle hafif geçmesi bunun işaretlerinden birisi. Aşılar yaygınlaşırken, ilaçlar da çoğalıyor… Tünelin sonu göründü.

2. DİN DEVLETİ OLMAYACAĞIZ: 2022’nin en önemli özelliği “2023’ten önce gelen yıl” olmasıdır demek yanlış olmaz. 1980’den sonra yükselişe geçen siyasal İslamcı akıl, 2023’ün “yüz yıllık parantez”i kapatmak için iyi bir tarih olduğuna hükmetmiş, uzun vadeli planlarını ona göre yapmıştı. O planların birçoğu gerçekleşti. Eğer Fethullahçılar’la AKP arasında kavga çıkmasaydı, 2023’te Anayasa’dan “l” harfiyle başlayan o tek kelimeyi çıkartmaları olasılığı yüksekti. Artık hayaldir, çünkü AKP, FETÖ’ye karşı sert çıkarak cepheyi yıktı. Tarih bazen aktörlerine hiç niyetleri olmayan roller veriyor!

3. ANKARA’DAKİ “GEZİ” GÜÇLENECEK. 2013’te, nobranlaşan tek adam yönetimine itiraz için patlak veren Gezi olaylarının en ilginç özelliği beş benzemezi bir araya getirmesiydi. Bu, bizim siyasal psikolojimize ve geleneklerimize çok aykırı bir birliktelikti. Şimdi de Ankara’da birbirine benzemeyen altı siyasi parti tek adam rejimine karşı parlamenter demokrasiye geçiş için bir araya gelmiş durumdalar. Laiki, milliyetçisi, milli görüşçüsü, etnikçisi, solcusu ve diğerleri bir cephe oluşturuyorlar. Bunlara iş dünyasının bir kesimini de katabilirsiniz. Sosyolojik trendler de (kentlileşme ve gençleşme) AKP’nin yalnızlığını daha da arttırıyor. Yavaş yavaş da olsa, gelmekte gelecek olan!

4. AVRUPA, ÖĞRENİYOR. Avrupa’nın kibirli horozları, İsmail Cem’in ve bizim onlara anlatamadığımız bir olguyu Tayyip Erdoğan rejimi sayesinde nihayet anlamaya başladılar: “Türkiye sıradan bir ülke değildir, onu bahçedeki bekleme kulübesinde tutmanın sınırları vardır. Türkiye’yi kaybederseniz huzurunuzu da kaybedersiniz.” Dinlemediler. Sonunda biz onların gerçek niyetini anladık, şimdi de sıra onlarda. Kandırmak üzerine değil, anlamak üzerine kurulu yeni bir Türkiye-Avrupa ilişkisinin ilk adımlarını 2022’de değilse bile birkaç yıl içinde bekliyorum.

5. TÜRKİYE GERÇEK YERİNİ DAHA İYİ ANLAYACAK. Yeni AKP iktidarının, büyük bir imparatorluğun mirasçısı olarak, İslam aleminin lideri olmak gibi hülyaları vardı. Hayatın, ekonominin ve siyasetin gerçekleri bu hülyaları un ufak etti. Türkiye ne Batı’da AB’ye girebildi, ne de Doğu’da Arap dünyasına kendisini kabul ettirebildi. Yıllardır “Batı’ya gittik almadı, Doğu’ya döndük olmadı!” aforizmasıyla söylemek istediğim işte budur! Türkiye için en doğrusu ne Doğu’da ne Batı’da olmaktır, en doğrusu bulunduğu yerin gereğini yapmak, onun hakkını vermektir. Bu yönde tek tük de olsa umut verici sinyaller var.

6. TÜRKİYE DAHA DA AKDENİZ’Lİ OLACAK. Türkiye’nin yeri sık sık tartışma konusu olur. Doğulu mudur, Batılı mıdır, Asya mıdır, Avrupa mıdır? Son 50 yılın sosyolojik değişimleri artık Türkiye’nin en itiraz edilmeyecek sıfatının Akdenizlilik olduğunu gösteriyor. Artık nüfusumuzun ağırlığı Ege ve Akdeniz’e kaymış durumda. Üretimin çoğu orada. Yaşam tarzımız, mutfağınız, zevklerimiz, kültürümüz, görünüşümüz, giyim kuşamımız ona göre değişiyor. Mustafa Kemal, Kurtuluş Savaşı’nın sonunda “ilk hedef”in Akdeniz olduğunu söylemişti. Belli ki “bozkır insanı” diye bilinen Türkler orayı pek sevdiler, başka yerlere gitmeye pek niyetli değiller.

Yeni yılınız kutlu olsun!

ABSTRACT

This being the end of the year, I would like to list a few optimistic predictions of mine for the next one. “Optimistic!” I can see you scream, “How can you be optimistic at a time like this when everything is going from bad to worse?” Well, call it “the optimism of the heart against the pessimism of the mind.” Examples: Covid is finally on its way out; the Turkish constitution will maintain the word “secular” despite earlier intentions to the contrary; a Gezi-like eclectic collaboration amongst anti-AKP parties to make Turkey more democratic will continue; the haughty Europe will finally begin to realize that it can no longer play around with Turkey; Turkey will gain a better understanding of its special role as a borderline state and culture; the Mediterreanization of the Turks will continue at full speed.

Happy new year!

Paylaş:

4 Yorum

  1. Bülent püsküllü Bülent püsküllü

    Öncelikle iyi yıllar. Baba iyi bir analiz yapmışsın inşallah dediklerin olur. Yoksa kuyty sokakta ki ve varoşların çoğu şimdiden islami yönetime he demiş durumdalar,artık biz kedi ve köpek besleyen Türküleriz onlarda müslüman,avrupanın ve amerikanın umurunda olduğumuzu sanmıyorum,bu kadar hengameye bile tavır koyamadilar….saygılar sevgiler.

  2. Cengiz Yakut Cengiz Yakut

    Uzun yıllar dışarıda olduğum için kuyunun dışındayım. Yani Çetin Altanin literatürmuze kazandırdığı bir deyim ile kuyunun dışından kuyu daha iyi tanımlanıyor. Haluk Hocam gercekten çok doğru bir gelecek analizi yapmış. Özellikle şu yorumu çok yerinde;
    ” Türkiye için en doğrusu ne Doğu’da ne Batı’da olmaktır, en doğrusu bulunduğu yerin gereğini yapmak, onun hakkını vermektir. “

  3. Belgin Akaltan Belgin Akaltan

    I hope so, Haluk Bey.

  4. Bora Gökışık Bora Gökışık

    Hocam kesinlikle doğru.ne doğu ne batı hatta nede akdeniz insanı.Birey olarak sadece dünya insanı.Yeni yılınızı Belgin abla ile en içten hislerimle kutlarım.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.