İçeriğe geç

Kim gazeteci değildir?

Güzella Bayındır / http://kitapeki.com/kim-gazeteci-degildir/

Haluk Şahin’in 29. kitabı ve ilk romanı Babıali’de Cinayet-Gazeteciyi Kim Öldürdü? Kırmızı Kedi Yayınevi tarafından Nisan ayında yayımlandı. Kitabı okurken öğrencilik yıllarıma geri döndüm.

İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesine başladığımda ülke gündeminin yine çok çarpıcı olaylarla dolu olduğu bir dönemden geçiyorduk. Özel televizyonlar kurulmuş şimdi duayen diye andığımız gazetecileri televizyonlarda yaptıkları haberlerle, programlarla kanlı canlı görmeye başlamıştık. Yeni bir kuşak da onların yanında yeni yeni sivrilmeye başlamıştı.

TRT tipi haberciliğin ‘tu kaka’ edildiği bir dönemdi. Özgürlük, ifade hürriyeti, basının özgürlüğü, insan hakları gibi değerler nice liberal koç yiğidin ağzında sakız oluyor, Özgür Gündem tüm bu “özgürlüklere” inat bombalanıyor, Kürt ve Türk gazeteciler bombalarla, enselerine sıkılan kurşunlarla, nasıl olduğu bilinmeyen yöntemlerle, beyaz Toroslarla ölüme götürülüyordu. Onlarca gazeteci, aydın öldürüldü. Buna rağmen gazetecilik yapanlar, yapmaya çalışanlar vardı.

Son 20 yılda basınımız; eski adıyla Babıali, bir dönem adıyla İkitelli medyası, şimdilerdeki adıyla Havuz medyası kimi tekil cesur örnekleri tenzih ederek söyleyebiliriz ki kara delik örneği içine doğru çöktü. Birkaç gazete ve internet gazetesi dışında, aynı ağızdan beslenen, aynı kalemden çıkmış haberlerin copy paste yoluyla çoğaltıldığı paçavralara dönüştü.

Gazetecinin Ölümü

“Babıali’nin çöküşü sırasında burada anlatılanlara benzer çok şeyler yaşandı. Ancak, bu romanın kahramanları ile gerçek kişiler, olaylar ile gerçek olaylar arasında bulunacak her türlü benzerlik rastlantı ve yakıştırma olacaktır.”[i]

Haluk Şahin ilk romanı olan Babıali’de Cinayet – Gazeteciyi Kim Öldürdü?’ye her ne kadar yukarıdaki paragrafla giriş yapıyorsa da böylesi bir romanı okuduğunda insan zihni kendi yolunu buluyor. Akıl yürütmeye, yakın tarihi gözden geçirmeye alan tanıyan bir roman yazmış Şahin. Kurgusal bakımdan ilgi çekici, dil olarak özenli, ele aldığı konusuyla bir solukta okunan bir metin.

Dönüşüm

Kahraman Karaman ülkenin en önemli gazetelerinden birinde tuttuğu köşesinde, yeni muhafazakâr yönetime övgüler dizen eski solculardandır. Bekaa Vadisine kadar gitmişliği, Avrupa’da yaşamışlığı vardır. Kendisine benzeyen arkadaşlarıyla ülkenin dönüşümüne su taşımaktadır.

“… ‘Yeni Türkiye’ konusunda benzer şeyler düşünüyor, birbirlerinin yazdıklarına göndermeler yapıyorlardı. Birlikte konferanslara katılmış, panellerde tartışmış, yurt dışı toplantılarında ülkedeki değişimi övgüyle anlatmışlardı. Biraz da onlar sayesinde Avrupa ve hatta dünya, başlangıçta şüpheyle baktıkları bu ‘İslamcı’ yönetimi göklere çıkarıyordu. …bir zamanlar şeriatçılıkla ve gizli gündemi olmakla suçlanan muhafazakâr demokratları alkışlamanın zamanıydı!”[ii]

Rıdvan Beytepe’nin sahibi olduğu Küre Gazetesi ülkedeki çok satan gazetelerden birisidir. Ülkemizdeki basının dönüşümünü bilenler açısından doğaldır ki Rıdvan Beytepe Küre gazetesi aracılığıyla gazetecilik yapma peşinde değildir. Onun işi sahip olduğu medya aracılığıyla sermayesini artırmak için iş takip etmektir. Türkiye’de gazete denilen araç bir süredir, kamuoyu oluşturmanın, hükümet nezdinde iş kovalamanın, gerektiğinde aba altından sopa göstermenin enstrümanlarından biri haline dönüşmüştür. Rıdvan Beytepe’nin hükümetle halletmesi gereken bir madencilik işi vardır ve bunun için aracı olarak kullandığı kişi Kahraman Karaman’dır.

Bakanla görüşmeye gitmek üzere hazırlanan Kahraman Karaman’a Emniyet’ten gelen bir telefon işleri karıştırır. Bir suikast istihbaratı alınmıştır. Bir süreliğine kendisini korumak üzere görevlendirilen Sopa Şuayip’le birlikte zaman geçirecek ve bu suikasttan kurtulmaya çalışacaktır.

Sopa Şuayip ve Kahraman Karaman aynı kuşağın farklı cenahlarında yer almış iki kişi. Şuayip, zamanında Kahraman Karaman’ın da cenazesine katılıp faşizmi lanetlediği genç bir devrimcinin katilidir. Dine tutunarak işkenceci geçmişiyle hesaplaşmaya çalışan Şuayip’in, solcu geçmişinden bir yılan gibi soyunmaya çalışan Kahraman Karaman’la konuşmaları ve geçmişine yönelik sorgulamaları roman boyunca sürer. Karaman’ın eşi Esin, eski yoldaşı Ersin, sekreteri Memduha, gizli sevgilisi Zeyna, muhabirlik zamanından arkadaşı polis muhabiri Komiser ve Karaman’ın dolmakalemleri Babiali’de Cinayet’in yan karakterleri.

Ergenekon tutuklamalarının son hız sürdüğü, Silivri Cezaevi’ne otobüs otobüs insan yollanan bir atmosferde, bu suçlamalara tutulan alkışlarla gazeteciliğin cenazesi kaldırılıyor.

Gazeteci Kim Değildir?

Uzun yıllarını gazetecilikle geçirmiş bir kişi Haluk Şahin. Mesleğe başladığı zamanla şu an gazeteciliğin içinde bulunduğu durum arasındaki uçurumu görmüş birisi olarak içeriden bir gözlemle yazmış romanı. Okuduğumuz romanın pozitif tek gazetecisiyse Küre’nin Genel Yayın Yönetmeni Korhan Toprak. Haluk Şahin gazeteciliğe bakışını Korhan Toprak aracılığıyla aktarıyor okura.

Korhan Toprak’ın köşe yazısında “Gazeteci kim değildir?” e verdiği cevapla noktalayalım yazımızı.

“… Şu sıralarda gazete adı verilen paçavralarda gazetecilik ahkâmı kesenlerin ve künye-toto oynayanların çoğu gazeteci değildir. Bunların bir kısmı hayatlarında bir gün bile gazetecilik yapmamıştır, gazeteciliği başka amaçların aracı olarak kullanmıştır; bir kısmı ise başka şeylerin parıltısına kapılıp yolunu şaşırmış, mesleği terk etmiştir.

Gazeteciyi gazeteci olmayandan ayıran temel kriter şu soruya verdiği cevapta yatar: Bugün hangi haberleri vermeliyim? …”[iii]

[i] Şahin, Haluk; Babıali’de Cinayet- Gazetecinin Ölümü, Giriş
[ii] Sayfa; 115
[iii] Sayfa; 157

Paylaş:
Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir